Merhaba.
Eskiden sadece ufak tutarlı, en fazla 500 TL’yi geçmeyecek şekilde iddaa oynardım. Keyif amaçlı, maç izlerken bütçeme göre oynardım. 2024 yılında bir gün baktım; abimle eniştem ellerinde telefon, şeker oyunu gibi bir şeyler oynuyorlar. Ben de bildiğimiz Candy Crush sanıyorum. Ama baktım kafalarını telefondan kaldırmıyorlar, sohbet yok, muhabbet yok. Artık sıkıldım ve dedim ki:
“Ne yapıyorsunuz siz kaç saattir telefon başında?”
“Uçak oyunu, Aviator, dede oyunu falan oynuyoruz.” dediler.
37 yaşıma gelmişim, inanın slot oyunu nedir bilmiyordum.
Baktım 10 kuruş, 30 kuruş gibi küçük paralarla Aviator yani uçak oyunu oynuyorlar. Keşke hiç söylemeseydim. Bana da bu siteyi kurabilir miyiz, ne yapmak gerekiyor derken siteye üye oldum. Bu arada köyüme tatile gitmiştim, eşim ve çocuklarımla beraber.
Neyse, siteye 1.000 TL attım. “Ufak ufak oynarım.” derken bir baktım, para 10 dakikada gitti. Sanki kalbim duracak gibi oldum. Korktum. Onlara söylemeden, İstanbul’a dönene kadar bir hafta içinde 7.000 TL kaybettim. Çok üzülmüştüm. Benim için büyük paraydı.
İstanbul’a geldim. Bir akşam üstü ek hesabımdan 100.000 TL çekip siteye yatırdım. Ama elim ayağım titriyor. Kendi kendime dedim ki:
“Bu oyun ufak parayla olmaz, büyük oyna büyük kazan.”
Uçak oyunu oynuyorum. Her oyuna 5 + 5, toplam 10.000 TL giriyorum. Oynadım, kasam 200.000 TL oldu. Sevinçten göklere uçuyorum. Hemen 100.000 TL’yi çekip borcumu aynı gün ödedim. Kalan 100.000 TL ile devam ettim. Kasam şaka gibi 300.000 TL oldu. Acemi biri için gerçekten nasıl kazandım, ben bile anlamadım. Hepsini çektim, hesaba aldım. “Artık benim de param var.” diye kendi kendime gurur yapıyorum.
Bu şekilde, kaybetmeden inanın 1 ay içinde 1.000.000 TL kazandım. Benim için çok büyük paraydı. Şöyle söyleyeyim: O parayla o zaman sıfır bir Opel full paket araba alabiliyordun. Ben de gittim, parayı 1.300.000 TL yapıp kredi çekerek toplamda 1.600.000 TL’ye ev aldım. Bütün sermaye ona gitti.
Sonra para kalmayınca ek hesap kullan, kaybet, kredi çek, ek hesabı kapat… Böyle böyle borcum 1 milyon TL oldu. “Ev var ya, satmayayım.” dedim. Abimden aldım. Garibime, “Araç al-sat yapacağım.” diye 1 milyon kredi çekip benim borcumu ödedi. Sonra ona da borçlandım, bankaya da… Derken borçlar dünyalar oldu.
Evi satmaya çalıştım, satılmadı. Borçlar faiz yedi, sürekli arttı. İşin içinden çıkamadım. Eşime sormadan arabamı sattım. Kumarla aldığım evi de sattım. Ailem en sonunda öğrendi tabii. Eşimle kavga ettik, evden gittim. Sonra tekrar eve döndüm. Ama gerçekten çok pişman oldum.
Bir zamanlar “Herkes yapar ama Köksal yapmaz.” denilen, itibarı olan biriyken; şimdi herkese karşı mahcup olan biri oldum. Büyük bir ders aldım. Bu süreçte çok şey kaybettik ama kendime çok ağır bir ders çıkardım.
Borçlarım yaklaşık 3 milyon TL. Ailemde toplanan para 280.000 TL; o da kardeşlerimden gelen. O kadar akrabam var, durumu iyi olan, yardım edebilecek kişiler… Kimse ne aradı ne sordu, ne de yardım etti. İnanın bu, kaybettiğim paradan daha çok koydu bana. Sonuçta düşmez kalkmaz bir Allah’tır. Demek ki bizim imtihanımız da buymuş.
Velhasıl, borçlarım büyük ihtimalle takibe gidecek, avukatlık olacağım. Lakin şunu bir kardeşiniz olarak söylüyorum:
Hiçbir zaman düşmeyin. Düştüğünüz zaman, bir tekmeyi de en çok güvendiğiniz, “olmazsa olmazım” dediğiniz kişiler vuruyor. İyi günümde yanımdan ayrılmayanlar, şimdi yüzüme bakmıyor. Kazandığım zaman 5–10 bin TL harçlık verdiğim akrabaları düşünün…
Demem o ki: Kumar’dan kimse hayır göremez. İnanın, görsem ben görürdüm. Haram, her zaman helali de götürür. En güzeli helal yoldan kazanmak ve hayatımıza devam etmek.
Sağlıcakla kalın.
Allah kimseyi doğru yoldan şaşırtmasın.