24 yaşında, mesleğimin en güzel dönemlerinde; yeni evlenmiş, evimi ve arabamı almış, hayata sağlam bir başlangıç yapmıştım. Maddi olarak her şey çok güzel gidiyordu. Ama sonrasında… bir gün her şey değişti.
Geçmişte az ya da çok kumar oynamışlığım vardı, batmışlığım da çoktu aslında. Fakat bu defa hikâyem 2022 yılının Ekim ayında tam anlamıyla başladı. İlk başta küçük küçük oynuyordum; 500–1.000 TL gibi. Sonra kayıplarım arttı, rakamlar gitgide büyüdü. Borcum ilk 100.000 TL’ye ulaştığında kafayı yemek üzereydim.
Sonrasında “Battı balık yan gider” deyip hayatımı tamamen buna verdim. Ne evlilik kaldı, ne iş, ne güç, ne ev, ne bark… Kendimi tamamen bitirene kadar devam ettim. Kendimi batırdıktan sonra, kumarın verdiği bağımlılık ve kaybetme hırsıyla bu sefer eşimin maaşını, kendi kazancımı da yetmez hale getirdim.
2024 yılına geldiğimde artık batışlarım günde 200.000 – 300.000 TL seviyesindeydi. Eksi limitim, kartlarım, gücüm neye yetiyorsa… “O an nereye kadar giderse” dediğim bir noktadaydım. Zaman geçtikçe hayatımda değişen tek şey takvimdeki gün ve saat oldu. Hayat çekilmez bir hâl almıştı. Aldığım nefes içime sığmıyordu.
“Allah’ım sen yardım et” deyip tövbe ettim, defalarca bozup yine girdim. Sonrasında sadece kendimi değil, ailemi ve çevremdeki herkesi de batırmaya başladım. İçine sığamadığım bir dünyam vardı artık.
Bir defa borcumu kapatacak kadar para almıştım… İşte asıl hikâye tam orada başladı. Çünkü bir kere “zaferi” gördüğümde aslında her şeyimi kaybetmiştim. Ailemden defalarca destek aldım; belki 2,5 – 3 milyon TL bandında. 3,5–4 yıldır maaşımın bir kuruşunu bile keyfimce yiyemedim. Hepsi kumara gitti.
Artık hayatımda gülmek yoktu, mutlu olmak yoktu, üzülmek bile yoktu. Korku da kalmamıştı çünkü tamamen bağımlı olmuştum. Geceleri rüyama giriyordu; gözlerimi kapattığımda “Buraya gelseydin ne olurdu?” diye kendimi yiyordum. Hayatım çekilmez bir hâl almıştı.
Evliliğimde hiçbir şey düzgün gitmiyordu. Çocuk bile yapamıyordum; korkumdan, güvensizliğimden. Kendime olan güvenimi yitirmiştim. İtibarımı sıfırlamıştım. Yüzüm gülmüyordu. Tepkisiz, aptal bir insana dönüşmüştüm.
Eşim eve bir şey alalım dediğinde erteliyor ama bir gün sonra, belki istediğinin 50 katı değerinde parayı kumarda kaybediyordum. Hayatımda hiç kıskanç ya da haset biri olmadım ama kendi kendimi yiyip bitirdim.
Artık buna son vermeliydim. Eşime her şeyi söyledim. Bir süre oynamadım, yemin ettim, söz verdim. “Bir daha olursa boşarım seni” dedi. Ailem, çevrem, herkes yapma etme dedi ama nafile… Geri vitesi olmayan bir araba gibi uçurumdan yuvarlanıyordum. Her defasında kendime yeniliyordum.
Para beni parçalamıştı. Hiçbir şeyi düzgün yapamaz hale gelmiştim. Normal bir insan gibi eğlenemiyor, nefes alamıyordum. Aldığım nefes sanki ciğerimde değil, kalbimde bir sızıydı. Her şeyi tüketmiştim… Eşimin altınlarını bile.
Beni ayakta tutan ailemi de her defasında dipsiz bir karanlığa sürüklüyordum. Ama en çok üzüldüğüm şey, kendime olan güvenimin tamamen gitmesiydi.
Tekrar girdim, tekrar battım. Bir türlü çıkamadım. Denedim, olmadı. Yapmadığım, denemediğim şey kalmadı. Hayatımın her alanını berbat etmiştim. Yeminlerden, sözlerden sonra bile yine girdim.
Artık yaşam çekilmez hâle gelmişti. Bu, uyuyup uyanmak değildi; yaşam hiç değildi. Her sabah çenem ve dişlerim ağrıyordu, stresten dişlerimi sıkıyordum. Bacaklarımdaki kas ağrısı zaten benimle beraber nefes alıyordu.
Ecelimle ölmeyi, cinnet anında canıma kıymayı hiç istemedim. Çünkü bu dönüşü olmayan bir yoldu. Ölüm hariç her şeyin bir çaresi olmalıydı.
Ve artık söylemek zorundaydım. Söyledim. Bu durum kendi başıma kaldırabileceğim bir şey olmaktan çıkmıştı. Şu an borcu ya da başka bir şeyi düşünmüyorum. Tek düşündüğüm şey kaybolan güveni geri kazanmak. Kumar ve gayrimeşru yollara düşmeden, insan gibi yaşamak istiyorum.
Belki bu son olur. Tek temennim bu lanetten kurtulmak, itibarımı geri kazanmak. İnsan gibi yaşamak için bugün her şeyi herkese döktüm. Bundan sonra bir kuruşumun bile bu hiç uğruna gitmemesi için Allah’a dua ediyorum.
Allah hepimizi affetsin.