Herkese merhaba arkadaşlar. Son iki gün içinde kaybettiğim iki yüklü miktarla buradayım. Şu anda başka bir şehirde, gurbetten yazıyorum. Tabii ki yaşadığım kayıptan dolayı çalışamıyorum. Psikolojikmen tükendim; çünkü bu son yaptıklarımı kabullenmek çok zor. İki aylık emeğimi kaybettim ve bu kez gerçekten inancım kalmadı diyebilirim.
Her neyse… Hikâyem herkes gibi lise dönemlerinde kuponlarla başladı. Ufak tefekti. Ailem o zamanlar bunu duyunca çok büyük tepki gösterdiler. Abarttıklarını düşündüm ama sanki filmin sonunu biliyor gibilerdi. Ben okulu bırakmak zorunda kalmıştım; zamanında anksiyeteden dolayı içine kapanık biriydim. Biraz abimin yanında inşaatta çalışırdım, paramı annemlere atarlardı. Belki kız arkadaşımın olmamasından, belki pek sosyal biri olmamamdan dolayı uğraşacak bir şey arıyordum. Maç takip etmeyi çok severdim, kupon yapmaya başladım.
Kazan, kaybet, harca derken içeride olduğumu fark ettim. “Bunu çıkarmam gerek.” dedim. Hep 3 liralarla oynardım o zamanlar. Yasal bahis sitesi hesabım yoktu; kupon yapmak için bayağı yürümem gerekirdi. Son 200–300 paramla kupon yaptım. O para benim bir haftalık paramdı. Birkaç maç yaptım, aralarında en düşük oran 1.18’di. Liverpool’dan yattım. Oynamamaya karar verdim, oynamadım da. Askere gittim.
Pandemi zamanında askerden döndükten sonra iple çektiğim yaşlarım geldi. “Nerelere gideceğim, neler yapacağım?” derdim. Hedefim inşaattan çıkıp özel güvenlik olmaktı ama bir türlü hayata geçiremedim. O dönem can sıkıntısından arkadaşımı arayıp yalvar yakar hesap açtırttım. 3–5 liralarla oynadım hep. “Bu böyle olmaz, bir kere 50–100 atayım, iki oran bulayım yeter.” dedim. İlkinde olmadı ama ikincisinde 400 lira tutturdum. İçim içime sığmıyordu, mutluydum. “Büyük ve garanti oynamam lazım.” dedim. Kısa süre sonra 1.800 para tutturdum. Ayakkabı falan aldım, abur cubur… Diğer para gitti.
Ben oynamaya devam ettim. Abimden aldığım paralarla kazan-kaybet derken tüm bir sezonda çalıştığım para gitti. Psikolojim bozuldu. Bir seneyi daha çöp etmiştim. 23 oldum. Aklımca “boş işler” deyip durdum. Köyde kalırdım, pek sosyal hayatım da yoktu. Geçen sezondan 45 bine yakın para kaybettim.
O aralar oynayan başka bir arkadaşım bir yere çalışmaya gitti. Beni de alması için aradım. Başta “yok” dedi, ısrar edince bir şekilde ayarladı işi. Gidecektim. Evde kaldığım süre boyunca da İş Bankası’ndan 7 bin TL kredi kartı alıp onu patlatmıştım. Zaten onu ödemek için gidiyordum. Evden ufak tefek çaldığım paraları saymıyorum bile.
Her neyse, gittim oraya. Çok kalabalık bir yerdi, devletin mega bir projesiydi. Orada her çeşit insan vardı, tabii kumarbazlar da. O süre içinde iddia oynamaya devam ediyordum. Kazan-kaybet öyle devam etti. İki ayda borcu bitirip dönecektim ama borç daha çok çoğaldı. Kıl payı tek maçlarla kaçan yüzbinler vardı ama olmuyordu bir türlü.
Bir gün banka hesabını incelerken 50 bin çekebileceğim kredi vardı, çektim ve kaybettim. Psikolojim bozuldu ama birkaç gün geçince unutuyordum. Kısa bir süre sonra 20 bin daha çektim, çünkü bundan fazlasını vermiyordu; onu da kaybettim. 7 bin lira için geldiğim yerde artık 90 bine yakın borcum olmuştu. Aylık maaşım 7 bindi; kaç aylık para gitmişti…
Evdekilere bir şekilde ağlayarak söyledim, beni affettiler. “Beklentimiz yok senden, borcunu bitir yeter.” dediler ama ben durmuyordum. Çevrem kumarbaz doluydu. Korner bahsi oynamaya başlamıştım. Birkaç kez tuttursam da 35–40 civarı borcumu kapatmaya yetmiyordu ve onları da oynayıp kaybediyordum. Bu sürede çok yıpranıyordum. Saçlarım stresten seyrelmeye başlamıştı. Her kaybedişimde ailemi arayıp vicdanımı rahatlatıp oynadım. Borcum sağdan soldan borçla 110 bin civarı oldu. Psikolojim hepten bitmişti.
Yanına geldiğim arkadaşım da farksız sayılmazdı ama o biraz sosyaldi; kazandığında ufak harcardı. Ben bir sigara, bir yemek kaybederdim. Orada da 23’üncü yaşımı piç ettim. 26 olmadan yurt dışına gitme gibi bir hayalim vardı. 24 yaşındaydım; iki yılımı çalmıştı.
Bu sefer casino, slot, BJ oynayan kumarbazlarla tanıştım. Artık slot oynuyordum. Bir kere ufak bir max win bile aldım ve slotun, canlı casinonun zevkini aldım. Artık iddia oynamıyordum; slot ve BJ… Orada da kazan-kaybet, bu döngü hep devam etti. Fatura üzerine telefon alıp zararına satmalar, insanlardan 500 liralar dilenmeler… İtibarsız biri oldum. Borcum hep 90–100 bin civarında dururdu çünkü ödemezdim.
Aileme tekrar vicdan rahatlatıp anlattım ve borç istedim. 3 altın almıştım onlardan; tabii onları da kaybettim. Borcumu ödeyecektim sözde. Onları alırken Kur’an’a bile el bastım. Çalıştığım yerde ikinci senem doldu; tüm maaşlarımı iddia ve BJ’ye vermişimdir. Artık kaybettiğim paraları hesaplayamıyordum. İyice psikolojim bozuldu.
25’e girmeden önce borcu kapatacak parayı blackjackten vurmuştum ama ödemeyip onu da kaybettim. Artık sadece BJ oynuyordum. Sebebi, bana öğretmesini istediğim kişinin oradan 500 bin vurmasıydı. Ayrıca çok hoşuma gitmeye başlamıştı. Beni her yüzüstü bırakışında, her kaybedişimde nefret etmem gerekirken edemiyordum.
Oradan çıkmaya karar verdim. Borçsuz çıkmayı isterdim ama 80 bin borçla çıktım. Tazminatımı da alamadan çıktım çünkü çalışamıyordum; ayın 10 günü kayıplardan dolayı çalışamıyordum. Orada 2 sene 4 ay, bir 7 binle başlayan borcu ödeyemeden çıktım. Sevmediğim inşaat işinde bir ay çalışıp onu da kaybettim. Bu sürede 25’inci yaşımın da sonlarına geldim; yine başaramadım.
Tekrar abimin yanına gittim. Oraya gitmeden önce evden bir altın daha aldım, onu da kaybettim. Bu sürede net üzerinden bir kızla tanıştım. Konuşmaya başladık ama arkadaş olarak. Ben uzun süredir hayatımda biri olmadığı için bağlandım. Abimin yanında çalışmaya devam ediyordum. 140 bine yakın çalıştığım tüm paramı kaybettim. Kaybetmeden önce defalarca BJ’den borcumu kapatacak miktarı tutturmuştum ama finalde yine kayıptı.
Hatta son 10 bin liramı bir maça bastım, BJ’ye değil; korkudan takip edemiyordum. Gece 3 maçına oynamıştım. Sabah uyandığımda bakmaya korkuyordum. Kuponum 90+14’te olan penaltı yüzünden yattı ve maç +18 oynandı; işe bak. Sıfırlandım.
Abim bunu halimden anladı çünkü çalışamıyordum. Kavga ettik, bağırma, çağırma, ağlama… Ayrıldım oradan. 26 olmuştum. 26 olmadan borcu bitiremedim, yine eve gittim. Orada da bağırış çağırış; yine affettiler.
Bu döngü birkaç yerde daha devam etti. Beni hayata bağlayan tek şey o kızdı. Israrım üzerine sevgili olduk ama hiç buluşamadık; çünkü biraz zorlamıştım. O olmadığını söyledi ve ayrıldı. Bundan dolayı daha da kötü olup defalarca para kaybettim. Ona “Senin için düzeleceğim ve karşına geleceğim.” dedim. Belki bir şansımız olur diye inanmıştım.
Bu kez kendime ve gurbete, inşaata geldim. 2 ayda bitecek borç bitmedi çünkü ben hep oynamaya devam ettim. Son olarak dün 80 bin kaybettim, bugün de beş dakika içinde yatan içerideki son paramı. Şu an 60 bin altın borcu (dolandırdığım akrabanın borcu) ve 90 bine yakın banka borcum var. Oysaki daha dün hesaplar yapıyordum; evdekilere “İçerideki parayla borcum bitecek, üstüne kalırsa size göndereceğim.” dedim. Abime düğün için para atacaktım. Şu an bunu da kaybettiğimi bilmiyorlar.
Nasıl anlatacağım, ne diyeceğim, nereye gideceğim; hiçbir fikrim yok. Büyük ihtimalle buradan çıkacağım çünkü zar zor dayandığım yerde tüm parayı kaybettim. İntihar etmek istiyorum, onu bile yapamıyorum. 27 olmama az kaldı. Sanırım bu sefer de başaramayacağım galiba. Ama umarım bir şekilde ayağa kalkıp bırakırım.
Geriye baktığımda nasıl geçtiğini anlamadığım 5 yıl ve unuttuğum, hesaplayamadığım paralar var. 4 milyonu bile geçmiş olabilir. Atladığım çok şey var. Buraya gelip vicdanımı rahatlattığım hikâyeyi şimdi kendim yazdım. Önceleri buraya geldiğimde miktarlar çok geliyordu ama galiba artık buradaki hikâyelerden çok daha kötü durumdayım.
Biraz uzun oldu ama anlatamadığım çok şey var. Arkadaşlar, lütfen bulaşmayın. Sonunuz üç aşağı beş yukarı böyle olur. Yolun başında olanlar, kaybını çok görenler kabullenip devam etsinler. Yaşayamadığım bu hayat yaşamaya değer.
Kendinize iyi bakın, sağlıcakla kalın.