Yaşamak bu değil!

Yazar Hakkında

  • İsim: Mert
  • Yaş: 37
  • Nereden: Yalova / Türkiye
  • Meslek: Memur
  • Kaybedilen Miktar: 400.000 + Lira
  • Kaybedilen Zaman: 10 + Yıl
  • Tek Cümlelik Kumar Özetin: İnsan içine çıkamaz olduk. Gerisini siz düşünün!

Aslında ellerim titriyor sinirden yazamıyorum. Tahmin etmişsinizdir yarım saat önce son paramı iddaa ’da gene kaybettim. Hem de son tövbemin üzerinden daha sekiz saat geçmeden. On sene önce de oynardım ama uzun zaman zarfında küçük paralar olduğu için o kısmı geçelim. İki yıl öncesine kadar benim arabam bile vardı. Şimdi rüyalarımda gördüğüm arabam.

‘’Bu illeti şu kişi bulaştırdı, bunun yüzünden oldu!” diyemem. Çevremde elinde telefon herkes oynardı bunu. İlgimi çekmiyordu çünkü eşimde maaşlıydı ve aylık gelirim ortalamanın bayağı üstündeydi. Eşim; “borçlanalım, ev alalım arsa alalım bir yere yatırım yapalım” dediğinde “ben borçlu yaşayamam. Geceleri uyuyamam.” deyip geçiştiriyordum. Alışkın değildim benim hiçbir yere borcum olamazdı.

Hayatımın en iyi günleriymiş. İki güne bir mangal yak, her gün bira iç ve paran gene bitmiyor. Çocuk doğdu. Eşim iki yıl ücretsiz izine çıkınca benim kese yavaş yavaş azalmaya başladı. Ev kirası veriyordum sadece. Yanlış anlaşılmasın villa falan değil zengin Arap göçünden nasibini almış bir şehirdir burası. Tek maaşla aynı yaşantıyı devam ettirmeye çalışınca üç bin, beş bin ufak ufak krediler çekiyorum ki evdekiler hiçbir şeyden mahrum kalmasın.

Gece nöbetlerinde düşünecek çök vaktim oluyordu bir plan yaptım. “Her gün sigara ya şu kadar veriyorum, biraya bu kadar veriyorum, şu kadar yakıt alıyorum o zaman iddiadan günde elli lira yüz lira alsam düzenli olarak bu iş tamam!” dedim. Şimdi okuyanlar gülmeye başlamıştır, “sende mi birader” diye ama o salaklığı hepimiz yaptık. Sözde küçük küçük oynayarak düzenli kazançlar sağlayacağımızı zannetmek gibi.

Canlıdan bin lira atıyorum doksan dakika nasıl geçiyor haberim bile olmuyor. İlk zamanlar sadece işte oynardım iyi vakit geçiriyor diye. Kayıplar çoğalınca evde gizlice oynamaya başladım sonrasında telefon geçmişini silmeler falan dikkatliydim yani. Baktım bir haftada 10 bin TL gitmiş. Eşimde arada hesaplara bakardı o görmesin diye mobil kredi kullanıp yerine koydum. Tabi kayıp peşine düşeceğiz ya artık beş binlik oynuyorum. Zamanında bırakabilseymişim keşke.

Bir kuponda doksan dakika sonra otuz bin aldığımda oldu. Çekmedim tabi herkes “şu kadarını çek kalanla oyna!” diyor ama yok çekmiyorum. İki günde bitti 30 bin. Hep tek golden yatıyorum. Tarihinde Bayer Münih’e bile maç kaybettirmiş adamım. Bizim bir psikolojimiz vardı. “Ya sanki benim kuponu takip ediyorlar, ne oynasam tersi oluyor…” diye. Bunu siz de çök söylemişsinizdir.

Son saniye adam penaltıyı kaçırır, ben telefonu kırarım sinirden. Ama meblağlar çök büyük o yüzden. Kaybettiğim bir gece evde huzur olur mu? Suratım bir karış, altı aylık oğlumu sevmek bile istemem. Eşim sorunca bir şekilde geçiştiriyorum. Psikolojik boyutu çök kötü. Kazandığımda elimde poşetlerle eve gelip neşe saçan ben, bir saat sonra duvar yumruklamaya başlıyorum.

Altı ay içinde altı kredi 120 bin civarı borç yapınca ve artık uykular haram olunca bir gün kafayı çekip eşimle konuştum. Normal kafayla konuşamazdım. İlk kez duygulandım gözümden yaş aktı. Çok şaşırdı. “Senden her şeyi beklerdim de böyle bir şey hayatta aklıma gelmezdi!” dedi. Bu kısmı kısa tutayım. Yeminler, söz vermeler ve bu aşamada hepinizin yaptığı şeyleri bende yaptım.

Çıkardı altın verdi kardeşinden aldı derken yoluna soktuk. O konuşmadan sonra o kadar rahatladım ki Allah’ım hayatım boyunca bir daha o rahatlık hissini yaşayamam. Artık haberi olmuştu ve ben oyunu bırakmıştım. Bırakılır mı hiç. Bu sefer iki kredi ödüyorum para kalmıyor. Canlıdan tek maça oynasam günlük harçlık yapsam kafasıyla gene başladım. Bütün kartları eşime verdim ama mobil bankacılıktan her haltı yiyorum. Süreç gene başa döndü şimdi hesabı kontrol eder diye kredi çek yerine koy. Benimde sicil notum bayağı yüksekmiş demek ki on iki krediyi üç bankadan şubeye gitmeden verdiler.

İkinci tıkanışımda artık karşıma alıp konuşamam ama beş kuruş param kalmadı. Ölmek istiyordum sadece. O yük o kadar ağır geliyor ki bir yerde tıkanıp kaldım. İşten erken geliyorum konuşmamız lazım diye anlattım ama yüzüne bakmadan ağlayarak anlattım ikinci yediğim haltı. 120 binin üzerine bir o kadar daha yapmıştım üç ayda.

Eeee! karşındaki de salak değil ya her defasında para bulsun sana. Bu seferki konuşmadan sonra rahatlayamadım ve kavga ettik haliyle. Sonra kuran getirdi el bastım yerdeki çocuğumun üzerine ve daha nice kimseler üzerine yeminler falan işte. Bir daha oynamak yok. Bu borçları da yavaş yavaş ödeyeceğim nasıl olacaksa.

Aslında o geceden sonra bir daha dikiş tutmadı bizim hayatımız. Yeri geldi her gün hesapları kontrol etti, yeri geldi oyun oynarken teli elimden alıp geçmişe baktı. Gün içinde onlarca kez; “Yanlış bir şey yapmıyorsun değil mi?” diye sordu. Birkaç ay ara verdim ama beni bu oyuna iten şey parasızlıktı. Param varken aklıma bile gelmiyordu. Olan oldu. Birkaç yıl kredilere çalışıp normale dönmeyi beklemek vardı ama ben bekleyemedim tabi. Artık eşim baskıyı azalttı ve ben gene çaktırmadan alıyorum, veriyorum derken çarkı bir şekilde çevirmeye çalışıyorum.

İyice hırs yaptım artık gözüm karardı. Bir ayın on beşinde kira hariç bütün maaşı kaybettim. Böyle eve gidilmez kirayı basıp kurtarayım diye bültene çalıştım. Aslında maçlarda benim tercihlerim çök güzeldir. Ben asla taraf bahsi yani bu kazanır o kaybeder oynamadım. “Üç gol olur” diyorum, ikide kalıyor. “İki gol olur” diyorum, birde kalıyor. Çaresizlik işte elim titreye titreye kirayı basıp beklemeye başladım. Dört tane iki buçuk üst oynamışım favori diye oranları düşük. Büyük ihtimal gelir yani. Birde ben hepsini aynı saate oynarım. 3 tanesi daha ilk yarıdan geldi. Birinde ilk yarı iki gol var.

Maç 1 – 1 ve dakika 14 daha. Yani ikinci yarı bir gol daha olursa maaşı geri alıyorum ki her türlü gelir. Adını burada söylemek istemediğim ve ömrüm boyunca nefret edeceğim bir süper lig takımı. 65. dakika da penaltıyı kaçırınca “daha vakit var, o gol gelecek” diye çokta heyecan yapmadım ama son düdükle beraber tabela hala 1 – 1 gösterdiğinde, silahımı çıkarıp önce havaya sonra kafama sıkasım geldi. Evet silahlı görev yapan bir memurum.

Kira gitti tabi. Samimi arkadaşlardan topladım kirayı. Sadece kira değil yaşamak tabi. Daha hiçbir faturayı ödemedim. Sağdan soldan bir şekilde topladım. Ama evdeki ruh halim “hala iddaa oynuyor ve büyük paralar kaybediyor” haliydi. Hep sorardı eşim; “gene oynadın değil mi?” diye ama yakalayamıyordu. ATM’den yatırınca hesap dökümünde görülmüyordu çünkü. En dibe vurduğum günlerdi. Kendime ve o ruh haliyle evime, çevreme ıstırap çektirdiğim günlerdi. Anlamış olucak ki aldı beni karşısına ve “boşanalım! Ben gelecek kaygısı yaşamak istemiyorum!” dedi. “Sende doğuya git orda borçlarını ödersin” dedi. Doğuda tazminatla iyi maaş alınıyor çünkü. Hiçbir şey diyemedim sadece; “Sen ne dersen o olsun” dedim.
İlk fırsatta doğu iline geldim. Belki uzak olunca boşanmaz bende burada bayağı borcu azaltırım derken yirminci günümde babamın ölüm haberi geldi. Tabi burada karışan olmadığı için ben daha rahat oynuyor elli lira bile bulsam oraya yatırıyordum. Cenazeye gidecek param yoktu. Daha yeni tanıştığım adamlardan borç alıp öyle gittim.

Bir buçuk ay sonra boşandım. Her ayın 15’i maaş yatar ve ben onu bitirip kalan 29 gün bildiğin aç gezerdim. Arkadaşlar yemek söyler ben tokum diye katılmam. Pandemiden dolayı birçok krediyi defalarca ertelediler. Ama artık son noktaya geldik. Yarın doksan günü asıyorum. her gün arıyorlar takibe düşecek diye. Artık icralar da başlayacak ve 12 dosya. Ayın 15’inde gece oyun hesabımda 4 bine yakın para vardı. 3 ayrı kupon tutmuştu. Ama bu gece yemin ediyorum bir liram dahi yok. Sabah olunca ne olucak bilmiyorum artık kimsen bir şey isteyemem. Yeterince dilencilik yaptırdı bana bu iddaa.

İşin kötüsü yarın para bulsam gider gene oynarım. Bıraktım artık bırakıyorum gibi şeyler bana saçma geliyor. Çünkü belli ki bırakamıyorum iki yıl içinde 300 binden fazla kredi ve bir araba. “Allah benim belamı versin!” diyeceğim de zaten vermiş baksana. Benim sonum çök kötü olucak yalnız ve aç olarak sürünerek öleceğim ben. Ya da son bir cesaretimi toplayıp benden bu kadar diyerek. Geriye bir kere dönme şansım olsaydı öğün gerçek anlamda başladığım güne gider o oyunu hiç oynamazdım.

Okuyup ibret falan almayacağınızı da çok iyi biliyorum. Herkes “Ben yapmam!” kafasında ama herkes sapıtmaya müsaittir. Bence yanından geçmeyin, elinizi sürmeyin. Bırakın üç kuruş kazanın ama evinizde çoluk çocuğuz la harcayın. İlerde büyüyünce bana “BABA” demeyecek bir çocuğum var benim…

7 Yorumlar

  1. Sizin gibi boktan adamlar baba oldu geberin yaaaa o çocuk ailesiyle yaşayamayacak bu acıyı siz yaşattınız ona. Ve karınıza da bu sıkıntıyı acıyı yaşattınız. Öldürün ya kendinizi daha ne diyeyim sizin gibilere. Hastaneye yatın. Böyle pisliğiniz varsa evlenip ne diye başkasının başını yakarsınız kumarcı şerefsiz haysiyet yoksunları!

    2
    6
    • neden bu kadar beddua ettiniz acınız nedir

    • Karım bana bukadar beddua etmedi be sende kimsin?
      Kimse yarın bosanirim diye evlenmez.kimsede ben düşmem bana birşey olmaz diyemez.

      Bu dertten muzdarip birimisin bilmiyorum ama halden anlamıyorsan gelip yorumda yapma…

      3
      1
  2. Son cümlen çok duygulandırdı be kardeşim benim de 7 yaşında oğlum var çok şükür ki hala aynı çatı altındayız beni kahraman olarak görüyor ve Allahın izniyle ben de bıraktım ve 6 – 8 ay içinde borçlarım bitecek bırakmak kadar güzel bir duygu yok kendine güvenin yerine geliyor ve kendine verdiğin değeri tekrar kazanıyorsun aynaya bakınca gururlu bir tebessümle oh be dünya varmış diyorsun. Rabbim yardımcın olsun inşallah tez zamanda kurtulursun

  3. Mert Kardeşim selamınaleyküm ;

    Hikayeni ibret ile okudum aynı yolların benzerlerinden kısmen bende geçtim ama belirli miktar borç ile hatamdan döndüğümü düşünüyorum adminin de bahsettiği gibi olay tamamen beynimizden kaynaklı.Sorun para ile alakalı olsaydı maddi durumunun gayet iyi olduğunu söyleyen sen bu duruma düşmezdin.Aslında para kazanmak düşüncesiyle hayattaki en önemli unsurlarını kaybetmişsin ailen ,saygınlığın ve niceleri allah en kısa zamanda kurtulmayı nasip etsin ama işe bence internet bankacılığı hesaplarını kapatmakla başla derim.

    Allaha Emanet Ol.

  4. Admin kardeşim yusuf ben.bu yazıyı 16 gün önce son paramı kaybettiğimde yazmıştım. İnan sabahında ne yazdığımı bile hatırlamıyordum.

    Bir iki yorumda seninle yazıstik ben bıraktım bana çok iyi geldin falan yazmıştım.

    Evet doğuda yalnızım bir ailem kalmadı ama ben o geceden sonra ne alkol aldım ne iddia oynadım.

    Bugün tam 16.gün. işin ilginci buseferki bırakiş biraz daha farklı oldu sanki.oynamak içimden gelmiyor bira içmek istemiyorum.arkadaştan yüz lira alıyorum iki ekmeğe üç lira vermek zoruma gidiyor.

    Artık parayı harcamaya kıyamıyorum.cebimde yüz lira onbes gün boyunca benimle dolaştı. Küçükte olsa cebinde paranın olması nasıl bir güven veriyor insana bunu bile unutmuşum.

    Ben burda aylık dokuzbin lira alıyorum ama geçmiş salakliklarim yüzünden bana üç yüz ya kalıcak ya kalmiycak.böyle böyle sırayla kredileri azaltmaya azaldıkça mutlu olmaya başlıcam.

    Ben şuan çok mutluyum inan allah sizden razı olsun.hikaye yazan arkadaşlar danda razı olsun.onları okudukça gaza geliyorum.

    Sabah sabah duygulandım o gecem aklıma geldide.
    Allah kimseyi aç bırakmaz biz yeterki azimle devam edelim.

    Seni ve sizleri hergün takip ediyorum.inşallah tez zamanda bizim yakaladığımız mutluluğu ve normale dönüşü buna bulaşan herkes yaşar.

    Görüşmek üzere…

  5. Mert merhaba,

    Kelimenin tam anlamıyla “Adım adım hayat karartmak ve yuva yıkmak” temalı bir hikaye seninkisi. Cümleleri okurken kendimden kesitleri hatırlattın bana. En önemli vurgu şuydu aslında;

    “İlerde büyüyünce bana “BABA” demeyecek bir çocuğum var benim…”

    Bu lafın manası o kadar ağır ki, sen her ne kadar ibret almayacaklarını düşünsen de ben bu laftan ciddi etkilenecek bir kitle görüyorum. Uzun zamandır da beklediğim ama kimseden gelmeyen bir sözden bahsetmişsin. ‘’başladığım güne gelsem bir daha hayatta elimi bile sürmem”

    Hayatımız aldığımız kararlarla işte ya böyle olumlu ya da sancılı şekilde şekillenip gidiyor. Burada önemli olan nasıl şekillendiği değil aslında, akıp giden zaman ve acılar! Kendinize ıstırap etmekten vazgeçin! Her gün aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemek akıl karı değildir.

    Sana gelince, senin gibi kendimden çok emin bir şekilde hayatımın sonunun intihar yada aç olarak öleceğimi senden daha katı düşünüyordum. Sen şimdi şanslısın bu kelimeleri yazacak bir platformun var. Ben hep yalnız ve bütün acıları içimde yaşıyordum.

    İster ibret al benden ister alma. Ben 1 liradan dahi ümidi olan ağır bir bağımlıydım. Seninkinden daha beter çaresizliklerim oldu. Şu anda senden daha beter bir haldeyim. Ama BEN!
    BU CANIMI, BU EMEĞİMİ, BU HAYATIMI VE SAĞLIĞIMI bu namussuzlar eğlensin diye harcamayacağım! İşte ben bunu not ettim kendime!

    Sen ise, Karım terk etti, çocuğum gitti, bankalara borcum var! Yok haciz gelecek yok, itibar gitti, araba gitti, daha binlercesi. EVET GİTTİ! Geçmiş olsun geri getirmen imkansız ama beyinden gelen bu mesajların korkusuyla neden hala sarılıyorsun kumara.

    Neden anlamıyorsun bu mesajların dopamin kaynaklı beyninin içinde çalışan bir mekanizmanın eseri olduğuna? Neden hala bu mekanizmaya köle oluyorsun? Neden silkelenmiyorsun? Evet 10 yılına mal olabilir ama neden 11. Yıl senin olmasın! Çaresizliğe köle olmuşsun dostum sen! Ya uyan geleceğini kurtar ya da dediklerinin olmaması için hiçbir ihtimal yok!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir