Çocukluktan Şimdiye Uzanan Kumar Bağımlılığı

Kumar bağımlılığı beyinde ki birtakım kimyasalların bozulmasıyla oluşan toplumsal ve sosyal bir felakettir. Kimse bu konuyu hafife almasın. Pençesine düşen bir insan, kolay kolay kendini eski günlerindeki gibi toparlayamaz. Uyandığında yaşı, hayatı, ailesi ve sahip olduğu her şeyi kaybediyor. Sonra bıraktım dese de artık hayata tutunacak bir sebep bulamıyor. Dopamin kumar Yap-Boz’unun bir parçasıdır. Kumar bağımlılığının sosyal sebepleri de dopamin kadar etkilidir. Gelin çocukluktan şimdiye kadar uzanan kumar bağımlılığı serüvenine beraber bakalım.

Bu makalem de biraz çocukluğa, birazda gençliğe inip, 3 aşağı 5 yukarı yaşananları bir psikolog gibi değil, gerçekleri çok iyi bilen biri olarak anlatmak istiyorum. Anlatacaklarım aslında tamamen kendime ait bir tespittir. Kendim de ve anketime gönüllü olarak katılan yaklaşık 100 kişinin 90’ında bu olay bu şekilde gelişmiştir.

Eğer sizde benzer özellikler taşıyorsanız ve kumar oynuyorsanız, kumarı derhal bırakmanız gerekiyor. Neden mi? Devam ederseniz, sizin karakteristik yapınız, felaketi kaçınılmaz kılıyor. Yani kumar akıl işi değil ama aşağıda belirtmiş olduğum şekilde bir çocukluk veya gençlik dönemi yaşamışsanız, siz kesinlikle kumar oynamayın! Bu sonunuz olacak! Çünkü siz ”ÇOK TEHLİKELİ KUMARBAZ” kategorisindesiniz!

Tehlikeli Kumarcı Nedir?

Kumarı pervasızca, düşüncesizce, her şeyini ama her mümkün olanı paraya çevirip amansızca oynayan insanlara verdiğim isimdir. Bu insanların sonu gerçekten felakettir. Kumardan çok büyük kaybetmiş insanlardır! Ve maalesef ortak çocukluk ve gençlik özelliklerini taşımaktadırlar.

Bu insanları şimdiden uyandırmak en büyük hedefim. Eğer mantıkla oturup bu yazıyı iyi bir şekilde algılarsanız, sizde korkunç tabloya belki ramak kala geri adım atabilirsiniz. Atmanız gerekiyor çünkü siz gerçekten risk grubundasınız! Masal anlatmayacağım merak etmeyin! Sadece aşağıdaki gibi biriysen bu iş %99 felaketle sonuçlanacak ve hayatına mal olacak, onu bil!

Kumar Bağımlılığının Sosyal ve Çevresel Sebepleri

Çocukluktaki Kumar

Herkesin çocukluğu farklı yerlerde, farklı kültürlerde ve farklı ailelerle geçmiştir. İyi bir çocukluk dönemi geçiren insanlar, gerçekten başarılı bir yaşamın kapılarını aralamıştır. Ama eğer kötü bir çocukluk yaşadıysanız ve etrafınızda hiç kabul göremediyseniz, işte bağımlılığın fitili ta o zamandan ateşleniyor.

İyi bir aile sevgisi alamamış insanların çocukları sevgiyi genelde dışarıda, öğretmenlerinde, arkadaşlarında veya tanımadığı kişilerde arar. Buda çok iyi bir fikir olmuyor maalesef. Psikolojik detaylarla kafanızı bulamak istemiyorum çünkü çok fazla detayı bende bilmiyorum ama eğer çocuklukta aşağıda sıraladığım durumları yaşadıysanız, kumar size göre bir şey değildir, derhal terk etmeniz gerekiyor!

Bilye oynamak;

Bilye en sevdiğim oyunlardan biriydi. Okul çıkışı toplanıp diğer çocuklarla ya çukur ya da dizilen bilyeleri hedef aldığımız bir oyundu. Adrenalinin ne olduğunu bilyeyle öğrendim açıkcası. İçimde inanılmaz bir arzu şelalesi geçiyordu. O oyunu oynamak için okula bile gitmiyordum bazen. Ucunda ki ödül, para veya başka bir şey değildi. Bilyenin ta kendisiydi ve gerçekten paradan daha fazla haz veriyordu.

Kibrit kutusu kapağı oynamak;

Pişti benzeri bir oyundu aslında. Çocukluğun en güzel günlerini gene bu oyunlarla geçirdik. Renkli kibrit kutusu kapakları ve zamanın favori yazı stilleriyle yazılmış markaları. Çok eskimemiş veya yırtık değilse, para gibi geçerli sayılıyordu ve desteler halinde saklanıyordu. Hazine gibi bir his veriyordu ve gene inanılmaz bir zevki vardı.

Gazoz Kapağı Oyunu;

Bilye ile benzer oynama şekli vardı, dizerdik kapakları yan yana ve bir taş yardımıyla baştakini vurmayı hedeflerdik. Bazen 100 tane yan yana olduğu oluyordu. En baştakini vuran 100 tane kapağı alıyordu. Renkli renkli kola, bira veya gazoz kapakları, birbirine değerken poşetteki sesleri, torbasını taşırken hissettiğiniz o güç…

Taso Oyunu;

Bir dönem çocukluğumuzun rüyalarıydı tasolar. Şu anki rulet çipleri gibi bir uyarandı aslında. Üzerlerine çizilmiş harika desenler, kıvrımlar ve karakterler! Ona ulaşmak için cips almanız gerekiyordu! Buda aslında kumar psikolojisinin ta o zamanda bile küçük limitlerde kullanıldığını gösteriyor.

Taso oyunu bu oyunların içinde en görkemlisi en heyecanlısıydı. Çünkü para karşılığı satabiliyordunuz tasonuzu veya borçlanarak karşı taraftan taso alıyor ve oyuna devam ediyordunuz.Kumarın tamamen minyatür şekli.

O dönemlerde bu oyunu oynamayınca kendimi ruhsuz, mutsuz, sıkılmış ve hiçbir şeyden zevk almayan biri gibi görüyordum. Az dayak yemedim babamdan taso alacam diye bakkal defterine yazdırdığım cipsler için. Ayrıca gene 5 elde bütün tasoları kaybediyorsun belki 5 dakika sürmüyor.

Özetle…

Renkli ve desenli tasolar, gene güneş vurduğunda parlayan, çeşit çeşit renklerde ve kristal şekillerde bilyeler, üzerinde şirket logolarını taşıyan gazoz ve kibrit kutusu kapakları… ve bu simgeleri ÖDÜL olarak algılayan beyin. Normal bir şeymiş gibi gözükse de çocukluktan beri sistematik bir şekilde kumar tutkusu gelişiyor.

Düşünsenize günümüzde de aynı değil mi? Sen taso bulmak için cips alıyordun ve gidip oyun oynayarak kaybediyordun. O taso denilen şeyin üzerindeki karakterler ve renkler seni cezbediyor ve sürekli önüne gelen herkesle oynayıp kazanmak istiyordun. Kaybedince üzülüyor, keyifsiz oluyordun. Kazanınca için içine sığmıyor ve mutlu oluyordun! Bu cümleler tanıdık gelmedi mi hala?

Ergenlikteki Kumar   

Kahvehaneyle tanışma;

Gerçek kumarın belki de ilk adımları burada başlıyor. Lise, üniversite veya dershane çağındaki gençlerin birçoğu, sosyalleşme arayışını ailesinde değil de dışarıda bulmak isteyenler, soluğu kahvehanelerde alıyor. Dolayısıyla ilklerde tanışma evresinde olan normal Okey, Batak, Pişti, 101 Okey gibi masa oyunları, zamanla ödül arayışlarına gidiyor.

Çocuklukta bilinç altına yerleşen kodları unutmayın! Bu oyunların nasıl oynandığını unutmuş olabilirsiniz. Yaşınız gereği de oynamanızın mümkünatı yoktur ama beyin o oyunların size verdiği hazzı hafızasına kazıdı ve sürekli ilk fırsatta sizden tazelemenizi istiyor.

Nihayetinde bu masa oyunları da karşılıklı oynanan bir oyun olduğuna göre, sizi ödüle er ya da geç kamçılıyor. İlkte bu ödül masa parası dedikleri partisine oynanıyor. Parti kimde kalırsa hesabı o veriyor. Sonradan, parti kızıştırma başlıyor. Ödülün dozunu arttırmak için masaya tost, hamburger ya da yemek söyleniyor. Bu şekilde oynanılan oyunlar daha da heyecanlı oluyor.

Belli bir süre sonra, işte o çocukluktan beri eksik kalmış kesim, masanın ortasına 10 lira, 20 lira gibi öğrenci usulü para da koymaya başlıyor ve olayın adı kumar oluyor.

İddaa Oynama     

Genelde lise, dershane ve üniversite gençleri arasında çok popüler bir kumar yöntemidir. Siz ”2 liradan bir şey olmaz” diyebilirsiniz ama beyniniz onu o şekilde kodlamaz. Geçmişteki sinyalleri unutmayın ve hesaba katın. Derinlerde bir yerde yatan aslanı uyandırmaya benzer bu olay.

Hele birde 3 lirayla, 1000 lira veya daha fazla bir miktar yakaladıysanız, geleceğinizin felaketini kaskolamış olursunuz. Alıp o parayı normal hayatınıza devam edebiliyorsanız ve kupon yaparken sadece 3 lira ile eskisi gibi davrana biliyorsanız, siz tehlikeli kumarcı olmayabilirsiniz.

Ama aksine böyle bir durumda, ilk yaptığınız kuponunuza 100 lira basarsanız, (nasıl olsa kupondan geldi deyip) ve son kuruşuna kadar kupon yapıp kaybettikten sonra, para aramaya başlıyorsanız, sizin derhal kumarı bırakmanız gerekiyor.

Yukarıdaki 2 örnekte kumar bağımlılığının oluşmasında çocukluktan ve gençlikten gelen faktörlerdir. Şimdi bide işin psikolojik tarafına bakalım. Gene bu duygusal yapıya sahip kişilerin tehlikeli kumarcı potansiyeli taşıdıklarını hatırlatmak isterim. Eğer aşağıdaki psikolojik sebepleri taşıyorsanız, kumarı derhal bırakın!

Kumar bağımlılığına yatkın psikolojik yapı

Kendini kanıtlama dürtüsü;

Kumar oynayıp bataklığa girmiş herkesin en büyük dürtüsü ‘’kendini kanıtlama’’dır. Çünkü kumar oynayan kişi artık onur meselesi olarak görür bu olayı. Kurtuluş yolu olarak da sadece kumara sarılır. Aklında hep ‘kazanacağım bir gün borçlarımı ödeyip kendimi kanıtlayacağım’ vardır. Bu kanıtlama arzusu uyanışının önündeki en büyük engeldir.

Duygusal Olmak;

Duygusal anlamda tatmin olamadıysanız bu hayatta, size mutluluk diye tanıtılan bağımlılıkların kapısını açılıyor bir şekilde. Ailesinden mutluluk görememiş insanlar, bağımlılıkların en büyük müşterisi haline geliyor. Çocuklarınıza sevgiyi aşılamaktan hiçbir zaman vazgeçmeyin diyorum. Bende bu konunun mağduruyum açıkçası ve çocukluktan gelen bu boşluğu, hep sahte mutluluklarda aradım. Hep de kaybettim! 

İnat;

Kumarın en tehlikeli, en güçlü silahıdır. Hayatımızın bütün olumsuzluklarının da tek sebebidir. İnat, insana hiçbir şey katmaz. Aksine hipnozun işine yarar. Siz inat ettikçe, hipnoz kumardan çıkmayacağınızı iyi biliyor.

Kumardan felakete giden yolun en büyük sorumlusu inattır arkadaşlar. İnatla ”paramı geri alacağım” kafası size felaketin kapılarını sonuna kadar açacaktır. İnat ve hırs aynı duygulardır. O yüzden ayrıca belirmeye gerek duymuyorum.

Toparlarsak…

Kumar bağımlılığının sosyal, çevresel ve psikolojik nedenlerinden bahsetmiş olduk. Kendimden ve ankete katılan yaklaşık 100 kumar bağımlısı arkadaşımızın sorularıma yönelttiği cevaplarla şekillendirdiğim, teorisi tamamen bana ait olan bir çalışmaydı bu.

Kumar bağımlılığı, işte bu yollardan geçerek bugünkü felaketinizin sebebi oluyor. İnanın o yaşlarda bile maddi çerçeveler doğrultusunda kumar beyni yerleşiyor bilinç altınıza. Ama dediğim gibi hayatın en güzel yıllarından olan çocukluğun, yaşanacak çok aparatı olduğu için ve ayrıca çocuklukta sahip olabileceğin maddiyatın miktarı sınırlı olduğu için kumar pek model olmuyor.

Zamanla gelişen maddi ve manevi özgürlükle, kahvehane ve iddaa bayilerinde macera başlıyor. Bu özelliklerdeki insanlar rollerinde yerini alıyor ve filmin sonunda kaseti geri sarmak için uğraşılıyor. Saramazsın güzel kardeşim! Ben bu yolların tamamından geçtim.

Hayatımın en güzel yılları dediğim, 24 – 31 yaş aralığı bu bataklığın içinde bitti. Uyandığımda 31 yaşındaydım ve gezmem, yemem, içmem ve yaşamam gereken en güzel yıllar, bilgisayar ve telefon karşısında, 4 duvar arasında, kendi beynimde kurguladığım o dünyanın içinde geçti.

Her gün içki içtim, günde 2 veya 3 paket sigarayla beraber. Bir keyif sigarası yakıyordum, derken stres sigarasına dönüşüyordu bir anda. Mutluluktan çığlık atarken, bir bakmışsın saniyeler kala maçın bitmesine bir gol geliyor, Hopa! Bütün mutluluk bir anda küfür, sinir, öfke, kendine ve etrafındakilere zarar verme, annene, babana, karına çoluğuna çocuğuna kadar ve hatta seni yaradan Allah’a kadar uzanan terbiyesizlik!  

Peki bu nasıl bir şey be kardeşim! Niye böyle bir döngünün içinde geçip gitsin yıllarım. Sağlığım bozulsun, hayatım kararsın? Neden kendime bunu yapayım? İşte kumar bu yüzden senin gibilerin işi değil kardeşim! Yukarıdaki gibi bir hayatın varsa, kumarı derhal bırak, git mutluluğu ailende ara ve yaralarını sar! Bir an önce özgürlüğünü eline al ve yola dinamik adımlarla devam et!

Merak etme, ben hep burada ve bu yolculuğunda yanında olacağım! Yeter ki sen mücadelende asla pes etme. Olmuyor deme, sadece şunu bil. Eğer ben kumarı bıraktıysam, bu dünyada ki bütün kumar bağımlıları bırakabilir. Bu kadar emin konuşuyorsam vardır bir sebebi! Allah yardımcınız olsun!

Bir Yorum

  1. Ben bu mevzuya sizin kadar kafayı takmış kimseyi görmedim. Ağzına sağlık usta. Ben de kurtuldum çok şükür.

    Borçları kabullendim, çalışıp ödüyorum. 2 sene sonra tatile bile çıkabildim. Dilerim herkes kurtulur. Artık aklıma geldikçe midem bulanıyor sadece.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir